AnasayfaGiriş yapKayıt Ol





♦ God's Gamble yeni kadrosu ve temasıyla aktif hâle gelmiştir.

♦Toplu msn adresimiz group1062728@group sim.com dur.

♦Avatar boyutu 170x300'dür.

♦ Her üye öncelikle buraya başvurarak RP'sini puanlatmalı, daha sonra ise ırkına karar vererek rütbe seçimini yapmalıdır.

♦ Rütbe edinen üyelerimiz model seçimini yaparak karakterlerinin görünüşlerini belirleyebilirler.

♦Eğer Cadı veya Büyücü'yseniz buradan karakteriniz için bir özel yetenek sahibi olabilirsiniz


♦ Gelecek Postası


Büyücü dünyasından haberler.

♦ Ay Işığı
Vampir dünyasından haberler.

♦ Gizli Geçit
Elf dünyasından haberler.

♦ Dalgaların Fısıltısı
Aquarina Çalkalanıyor!



Ayın rol oyunu. Rol oyunu. {Isimler}

Ayın erkek rol oyuncusu. Isim - Rol oyunu.

Ayın kadın rol oyuncusu. İsim - Rol oyunu.

Ayın düşmanları. Isim & Isim - Rol oyunu.

Ayın çifti. IsimxIsim - Rol oyunu.

Ayın takımı. Isim. {link}




 







Paylaş | 
 

 Panthera Créte

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Panthera Créte Earle
İnsan
İnsan
avatar

Mesaj Sayısı : 24
Lakap : Pan, Panther, Cré.

MesajKonu: Panthera Créte   Ptsi Ağus. 09, 2010 6:04 am

Ad – Soyad: Panthera Créte Earl
İstenilen Irk: Elemantalist. (bi elemantalistler birde büyücüler insandı sanıyorum.)
Karakteristik Özellikler: Hırçın, kibirli, elinden her iş gelen, huysuz, alaycı, ince düşünüp, sıkı dokuyan, yaramaz, kafa dengi, eğlenceli, zeki, kendi halinde, hafif sıyırmış bir kız. Çok ruh hali değişir. Çokcu bir kızdır. Fiziksel özelliklerine gelirsek;
Renkli gözleri, uzun bir boyu, düzgün ve çoğu kişinin imreneceği bir fiziği, esnek ve hayvanice bükülebilen ip ince vücudu, pembe dudakları, küçük bir burnu, özenle oyulmuş bir suratı olan sürekli gülümseyen bir kız.
Örnek RP:
Düşünceler Sahili

Havanın soğukluğu gezerken tenimde, vahşice bir hareketle doğruldum yerimden. Gözlerime düşmüş kar misali görmemi engelleyen çiğ zerrelerini silerek soğuktan zaten gerilmiş olan vücudumu esnettim. Ayın karanlığına sığınarak geçirdiğim saatler boyunca tek bir iz ya da hareket yoktu. Sahilde yaktığım ateşin özgür ışıkları hayat bularak kumların üzerinde oynaşırken gözlerimi şafak vaktinde doğan esrarlı ve uçuk pembe güneşe dikmiştim. Nemli hava akciğerlerimden taşarken kafamı önüme eğerek arkamı döndüm. Her şey daha yeni gibi kafamın içinde yüzüyordu. Arkamda geceyi bir türlü yakalayamayan doğan gün misali. İçimde bir sızlama hissettim. Belki bir gün dünyayı yakacak ama beni hala kavuramamış bir ateş, kızgın mazgalların altından yüreğime değiyordu adeta. 'Yüreğimi sökseler,' diye düşündüm bir an. 'acaba görebilirler mi o alacakaranlıkta, göğe elveda diyen güneş misali kızıllığı? Yoksa karanlığın sahiplenici uçurumlarında doğan aya kucak açmış gecenin rengi mi selamlar onları?' Cevabını bildiğin bir soruyu kendine sormana ne gerek var? Ama cevabını bilemiyordum işte. Tapınılan karanlığın sonunu göremediğim gibi. Hayır, hayır... Ben o karanlığın sonunu görmeye mahkum edilmiş lanetli bir meleğim...
Ölümcül Hata
Kader Ana ağlarını örmüştü. Fakat işte O gelip, ilmiği kaçmış bir kazağı sökmek misali, benimde geleceğimi öyle sökmüştü işte...
Heyecanımı yazmaya göklerin yetmeyeceği bir gün. Gözlerim O'nu araken yuvalarından düşecek biraz daha zorlarsam. Bir endişe heyecana eşlik ederek kemiriyor içimi. Gözlerim bir bez bebeğin kızıl saçları misali kanlanmış, şişmiş ve görüşümü engellemeye ant içmiş. Sonunda buluyor gözlerim ve bir rahatlama kışkışlıyor içimde ki kemirgenleri. Ayaklarım istemsiz bir şekilde harekete geçerken bir elin sıcaklığını hissettim kolumda. Arkamı dönerek halamın yüzünde ki endişe dolu görüntüye baktım. Düğün öncesi inançları bir kitabın masama sertçe vurulması gibi düştü beynime. İç geçirerek son bir kez daha geriye baktım. Sıkıntılı bir şekil aldı suratım O'na bakarken. O'nun da suratında böyle bir şekil olmasının beni şaşırtmaması gerekiyordu fakat şaşırtacak kadar içtendi. Yüzüme yapıştırılmış bir soru işaretiyle sürüklenirken omuzları düşmüş bir şekilde ilerledi ve koridorun sonunda yana dönerek kayboldu. Düşüncelerim, halam, kuaför ve ben baş başa kalmıştık...

Ayna da gördüğüm kişinin ben olmadığımı kabul ettirmeye çalışsam da kimse inanacak gibi görünmüyordu. Bir keçinin dağdan düşmeyi reddeden toynakları misali hepsi hayır anlamında kafalarını sallayıp bana bakıyorlardı. Hüzünden çatlamış fakat bir o kadar da şefkatli bir ses doldurdu odayı.
"Küçüğüm, küçük mavi bir şey. Sana ne hatırlatır merak ediyorum ama bana, büyük annemden kalmış dünyanın en parlak taşını hatırlatıyor."
Elen'in çatlamış sesinin bir anlama kavuşarak beynimde çözünmesi birkaç saniyemi aldı. Ağzım hayretle açıldı ve şaşkınlık dolu bir iç çekiş yükseldi odanın sessizliğinde. Vinn gülerek lafa girmeseydi günlerce aynı halde durabilirdim.
"Hey adamım, yapma bunu. Sanki tahmin etmemiştin."
Kalın ama çatlamamak için zor bastırılan bir sesti kulağıma gelen. Gözlerim Elen'in elinde tuttuğu küçük kutudan adamıma kayarak yüz ifademi değiştirdi ve dudaklarıma bir tebessüm kondurdu. Zorla konuştum. Gözlerim dolmuş ve ağlamak denen o hain şey en ihtiyacım olmadığı sıra da beni sırtımdan bıçaklamıştı.
"Vinn, Elen... Hadi ama yapmayın. Bu benim için gerçek bir şok. Onu bunu vermeye nasıl ikna edebilmişsiniz hala inanamıyorum."
Sesim herkesinkinin aksine normal çıkıyordu fakat gözlerim beni ele veren yegane organımdı.
"Oldu işte. Bunları kafana takamayacak kadar az zamanımız kaldı."
Elen seri hareketlerle kutuyu açtı ve saten bir mendile sarılmış mavi tel tokayı çıkarttı. Safirin göz alıcı parlaklığına katılan ay ışığı gördüğüm en harika manzaralardan birine şahit ediyorlardı beni. Eğer gözlerim yavaşça kararmaya başlamasaydı nefes almak gibi bir ihtiyacım olduğunu hatırlamayacaktım. Vinn kafasını sallayarak Elen'in elinden tokaları kaptığı gibi açık saçlarımın iki yanına yerleştirdi. Üstünde ki smokininin yakalarını düzeltti. Arkasını döndü ve koluyla vücudu arasında üçgen sayılabilecek bir açıklık bıraktı. Elen'e çabucak sarılarak Vinn'in koluna girdim. Kapıyı açtığın da Claudia telaşlı gözlerle bize bakıyordu. Ve müzik başladı. Claudia çevik ve seri hareketlere merdivenlerin başına doğru yürüdü, derin bir nefes alarak aşağı inmeye başladı. Birkaç arkadaşımda bana göz kırparak onu takip ettiler. Sıra bize geldiğinde düğün marşının yavaş ritmi içimi kemiriyordu adeta. Ve bende tam beklenecek şeyi yaparak Vinn'in kolundan çekiştirdim ve bir notada iki adımlık bir hızla merdivenlerden aşağı zıplayarak indik. Konuklar arasında kıkırdamalar kol geziyorken bende yüzümde muzip bir gülümsemeyi eksik etmemiştim. En sonunda Vinn elimi alarak O'nun serin terler dökmüş ellerine bıraktığında, kalbimin içimde attığından bile emin değildim. Fakar O biraz endişeli görünüyordu. Rahip sözlerini okumaya başladı. Bir fısıltı ağzımdan kaçtı. Giderek yükseldi ve bütün alanda yayıldı.
"Evet, evet, evet, evet... Evet!"
Sıra O'na geldiğinde yüzünde ki ifade daha da garipleşti. Tahmin edilemez bir korku ve endişe... Konukların arasından bir kız gelerek O'nun yanına geçti. Kız O'nu dürttü ve bana doğru yöneltti. Anlamamış bir ifade suratıma yerleşmişken O'na bakmak korkutucuydu da. Ve zehrini akıtmaya başladı.
"Seni sevmiyorum Créte. Anla artık! Onu seviyorum ve o hamile. Onu senden bile çok seviyorum. Sen bir eğlence, bitmiş bir tutkunun parıldayan külleri, uzamaması gereken bir yasaktın benim için. Ben evliyim ve onu senden daha fazla seviyorum. Sen bana layık olamadın!"
Gözlerinde ki endişe yerini kızgın bir ateşe bıraktığında o ateş benim içimde volkan olmuştu. Yüzümün ısındığını hissediyordum. Ellerimin de... Birden herkesten şaşkınlık dolu iç çekişler bazıların da küçük çığlıklar ve O'nun yüzünde ise dehşet akmaya başladı. Birkaç konuk kaçmaya başladığında ne yaptığımın farkında bile değildim. Ay ışığının gölgesi suratıma düşmüşi ellerim alev almış ve mumlarda ki ateşler lavlara dönüşerek ayağımın altına toplanmıştı. Ağzımdan kopan bir çığlıkla gelen karanlık...

* * *

Kabulleniş ve Kaçış
Düşlerin gerçekliği sırtımdan aşağı bir ürpertinin inmesine ve içimde ki volkanın hayat bulmasına yeteceğini zannediyordum. Ama yeterince iradeliymişim ki aynı yıkım burda da yaşanmadı. Suların ayaklarımın altında kaynadığını hissedebiliyordum. Yumruk olmuş ellerimden dökülen kan o kadar sıcaktı ki bakırımsı rutubet kokusunu alabiliyordum. Aklıma gelen iğrenç düşünceyle alaycı bir gülümseme yüzüme yayıldı şafağın güneşiyle birlikte. 19 yaşında ki birinin ölümcül hatası... Dünyaların en iğrenç laneti. Suçluluk duygusu. Sürekli için de, bir zümrüdü anka misali doğan o suçluluk duygusu. Ailesinin, bazılarının, arkadaşlarının ve O'nun ölümüne sebep olan lanetli bir mühürle damgalanmış öfke. Ama her şey bitti. Ben buyum, oyum, şuyum. Artık önemli değil. Ben, dünyanın lanetini taşıyan o meleğim işte. Ateşi, bütün yıkıcılığıyla kaldırabien yegane insanlardanım. Ben, bizim gibilere 'melek' diye tabir ediyorum. Biz melekler öldürmek ve yaşatmak için yaratılmış ve kadim dinin elementleriyle kutsanmış yaratıklarız. Biz biziz. Kimsenin değiştiremeyeceği, biz... Sadece biz.

* * *

Güneş bir çocuğun neşesiyle yükselerek gökte dans ederken ben karanlığıma kaçıyordum. Her zaman yaptığım gibi. Ama bir gün çıktığımda gökte geceyi kovalayan gibi olacağım. Bana 'güneş' diyecekler. O zaman yeniden doğacağım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Quietus
Tanrıça - Yönetici
Tanrıça - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 205

MesajKonu: Geri: Panthera Créte   Ptsi Ağus. 09, 2010 12:49 pm

- Dil Bilgisi –
RP’nizde pek çok sayıda bağlaç hatası vardı, örneğin “benimde” geleceğimi vermek yeterli olur umarım. Ek olarak bazı cümlelerinizde kelimelerin başları büyük harfle başlamıştı, aynı şekilde yanlış yazılan birkaç kelime vardı. Daha dikkatli olmanızı öneririm. [14/20]

- Anlatım –
Anlatımınız çok hoştu, olayları anlatırken kullandığınız bakış açısından seçtiğiniz kelimelerin sadeliğine kadar her şeyi çok beğendim. Yalnız bazı cümlelerde göze çarpan anlatım bozuklukları vardı, ek olarak daha fazla betimleme kullanmanızı öneririm. [41/45]

- Kurgu –
Kurgunuz güzeldi, uygun bir şekilde düzenlenmişti ve ilgi çekiciydi. Severek okudum diyebilirim. [18/20]

- Düzen –
Bu konuda sıkıntılarınız vardı. Özellikle diyalogları diğer satırlardan ayırarak devamını boş bırakmanız RP’nize hiç hoş bir görünüm kazandırmamış. Ayrıca büyük ve italik fontla yazılan başlık da göz yoruyordu, onun yerine sadece bir punto büyüttüğünüz başlığı renklendirseydiniz daha kaliteli bir görünüm elde edersiniz. Ayrıca paragraflarınızı düzgünce ayırdıktan sonra birer satır boşluk bırakmanızı öneririm. [12/15]
      Toplam Puan: 85
      Seviye: xxxxx


_____________





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Panthera Créte
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: God's Gamble : Revenge's Poisionous Game : :: RP Dışı :: GG GECMIS :: Diğer-
Buraya geçin: