AnasayfaGiriş yapKayıt Ol





♦ God's Gamble yeni kadrosu ve temasıyla aktif hâle gelmiştir.

♦Toplu msn adresimiz group1062728@group sim.com dur.

♦Avatar boyutu 170x300'dür.

♦ Her üye öncelikle buraya başvurarak RP'sini puanlatmalı, daha sonra ise ırkına karar vererek rütbe seçimini yapmalıdır.

♦ Rütbe edinen üyelerimiz model seçimini yaparak karakterlerinin görünüşlerini belirleyebilirler.

♦Eğer Cadı veya Büyücü'yseniz buradan karakteriniz için bir özel yetenek sahibi olabilirsiniz


♦ Gelecek Postası


Büyücü dünyasından haberler.

♦ Ay Işığı
Vampir dünyasından haberler.

♦ Gizli Geçit
Elf dünyasından haberler.

♦ Dalgaların Fısıltısı
Aquarina Çalkalanıyor!



Ayın rol oyunu. Rol oyunu. {Isimler}

Ayın erkek rol oyuncusu. Isim - Rol oyunu.

Ayın kadın rol oyuncusu. İsim - Rol oyunu.

Ayın düşmanları. Isim & Isim - Rol oyunu.

Ayın çifti. IsimxIsim - Rol oyunu.

Ayın takımı. Isim. {link}




 







Paylaş | 
 

 Cain.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cain
Irklar Konseyi Başkanı
Irklar Konseyi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 46

MesajKonu: Cain.   Paz Tem. 18, 2010 11:50 pm



D O Ğ U M G Ü N Ü Ç O C U Ğ U.

“Yaralı bir ruhun ne demek olduğunu bilir misiniz? Hayat denen işkenceden ölene dek kurtulamadığınızı bildiğiniz gibi, hayatı yaşayarak onu biraz olsun çekici hâle getirememenin nasıl bir şey olduğunu hayal edebilir misiniz? Hayır. Aslında ben bile bunu size anlatırken, güçlük çekeceğimi biliyorum. Çünkü karakterimin nasıl olduğu konusunda benim bile şüphelerim var. Henüz gencim, tecrübesizim. Daha ilk öpücüğümü bile almadım. Gerçek anlamda 'acı' çekmenin ne demek olduğunu düşünemiyorum bile. Yapmacık, şaka dolu ve sıfır sorumlulukla dolu bir hayatın içindeyim ben. Ama yarattığım karakterlerin ruhunun içine attığım zaman kendimi, kaçabiliyorum bütün bu gerçeklerden, ve anlayabiliyorum bir nebze olsun hayat denen şeyi. Ama hayır, hayır Cain'i anlayamıyorum. Günlerdir Cain hakkında bir şeyler yazmak için geçtiğimde ekranın başına hissettiğim boşluk, yabancı bana. Anlatabilirim, anlatabilirim karakterlerimi, hepsini neredeyse. Ve sonuna dek elbette. Çünkü özdeşleştiriyorum kendimle onları. Onları, karışık ve sıkıcı düşünce yapımla bitiştiriyorum. Fakat anlaşılması çok zor. Çok zor Cain. Ve şimdi size samimi bir ağızdan, karakteri anlatan bir yazarmış veya kendini anlatan bir karaktermiş gibi değil de, tamamen kendi ağzımdan gerçek düşüncelerimle anlatacağım bu yalnız Vampir'i. Gerçi ben bile ne anlatacağımı bilmiyorum ama benim yöntemim düşün yaz değil, yaz ve yazdır. Yazdıkça gelir, gelir, gelir, ve sıkıcılaşsa da yine gelir, ve kelimelere aktarımı gelenleri. Sererim gözlerinizin önüne. Bir kez daha böyle yapacak ve Cain'i, size kendi 'karakterimi' anlatacağım.

Hayatı boyunca çektiği yalnızlık, içinde yaşamak zorunda kaldığı vahşet, kan... Acımasızlık getirdi kalbine. Acımasız olmak zorundaydı. Kabilesinin köklerini görecek kadar önce yaşamış, tabiri caizse çok çok önce 'hayata gözlerini açmıştı' ama açtığı güne lanet ediyor hâlâ. En azından ben öyle düşünüyorum. Kanla boyanmış büyük, rutubet kokulu pis bir mağarada doğmuştu o. Anne dediği canavarın kollarında içmişti ilk kanını bir bardakla. Kulağa komik geliyor olsa da uzamamış dişleri ve cılız bedeniyle ne bir kan içici, ne de duygulara sahip bir varlıktı o an için. Sorumluluk, yoktu. Ve tek yapması gereken ellerini açıp kapatarak bağırmak, ağzını açmaktı ve işte o sevdiği içecek! Kan! Sizce kan içerek büyümenin bir bebeğin ruhu üzerinde nasıl bir etkisi olabilir? Evet, hastalık... Hem de ciddi olanlarından... Kan içerek büyüdü her küçük vampirin büyüdüğü gibi. Tabii ki hayatta kalmak adına aldığı eğitimle geliştirdi cılız bedenini. Ama her zaman düşünürdü, 'neden', 'ne uğruna'... Ben de düşünürüm. Ölümden korktuğum için mi nefes alıyorum? Yoksa sadece nefes almak zorunda olduğum için mi? Çok çelişkili değil mi? Her insan ölümden korkar. Ama, ırkımın özelliklerinden biri olduğu için mi nefes almak zorundayım? Sadece yaşamak istememle ilgili bir ihtiyaç olarak gelişmiş olamaz mı? Ah, bu çelişkilerle kafasını yormamasını söylerdi hocaları, annesi, büyükleri... Düşünürdü çoğu zaman kara kara. Düşünmek hoşuna gidiyordu ama bulamadığı cevaplarla öyle kafayı bozmuştu ki, umursamaz olmuştu hayatı. Büyümeyi durduramadı elbette bu. Avlanmak için çıktığı ilk gün avcu içine düşen insana baktı. Hissetmeden kırmış olduğu boynu yüzünde donuklamış gözlere baktı. Ama, görmüştü, korkuyu, acıyı, pişmanlığı... O gözlerde görmüştü insanlığı. Sadece bir duyguya saplanıp kalma eğilimindeki ırkının tersine görmüştü bütün renkleri. Kan kırmızısı gözleri normal rengine dönene kadar içti o gün insanın kanını. Ama ne içtiğini biliyordu, tamamen delirmiş olmanın tersine. Ruhu olan, 'canlı' olan ve 'hissedebilen' bir canlının 'yaşam sıvısını' içiyordu! O anda nefret etti kendinden. Ve lanetlenmeden önce lanetledi kendini, işe yaramasa da... Sınırlamaya çalıştı kendini her seferinde ama olmuyordu. Zarar verdi, içti, parçaladı ve içti. Her hayat alışında ruhunun parçalandığını hissedebiliyordu, tıpkı Voldemort'un Hortkulukları gibi. Ben hayal edemiyorum. Acaba bir hortkuluk yaratmak nasıl bir şey olurdu. Düşünsenize sadece basit bir hareket ve ruhun parçalanıyor. Seni oluşturan temel maddeyi basit bir nesnenin içine hapsediyorsun. Ne kadar acı verici, ne kadar hastalıklı bir kaçış bu. Ölümü kucaklamayı bilmemek... İnsancıllığın en büyük göstergesi işte. Ah, ben ölümden korkmuyorum. Evet belki kendi bedenime zarar veremeyecek kadar korkuyor olabilirim ama hayır, ben, ölümü kucaklayabilirim. Ve Cain de yapmak istiyordu. Kendine zarar veremiyor olmasına rağmen, ölmek istiyordu. Parçalanan ruhu boğazına akıttığı kanla bütünleşiyormuş gibi hissediyordu. Kendi ruhunu içiyordu! İşte öfke ve inkâr o zaman baş göstermişti. Gösterdi ve geleceği, kendiliğinden öylece, karardı. Acımasız olmak zorunda olduğunu biliyordu, tıpkı bunun bir kaçış olmadığının farkında olduğu gibi. Yıllarca kendini acımasız kimliğine bürüdü ve renkleri saklamaya çalıştı. Aldığı hayatların renkleriyle donatıldığını hissediyordu hep. Fakat görmemezlikten gelmeye çalışıyordu her seferinde. Uzun süre sonra kabile dediği topluluğun arasında bir aşk buldu. Hayır hayal etsenize yıllar sonra, acımasızlıkla geçen soğuk senelerin ardından bir alev, bir canlılık! İmkânsız gelmiyor mu kulağa? İşte ben bu yüzden anlayamıyorum Cain'i. Çok farklı... Onca kandan sonra, kendine yaptığı lanetten sonra bile hissedebiliyor! Hepsini kafamda kurguladım, ama yüzeyseldi. Ve şimdi görebiliyorum. Yüzeysel olmaktan çok uzakmış. Karakterimi tanımak mükemmel bir yol.

İşte o zaman renkleri görmek istedi bütün benliğiyle. Her öpüşünde onu, her koklayışında, her dokunuşunda kanatlanan kalbi yaşantısı boyunca hissettiklerinden ve hissetmek zorunda kaldıklarından çok farklıydı. Yabancıladı elbette ama çok kısa bir süre içine kollarını açtı bu duyguya. Aşk! Özeniyorum ona... Acı çekmesine değil, ama aşka... Aşık oldunuz mu hiç? Ben olmadım. Olmak istiyorum. Ne muhteşem, ne kadar acı verse de acıdan çok mutluluk vereceğinden emin olduğum bir duygu... AŞK! İçim titredi. Ve evet, Rosalinda adındaki bu aşkın, ki aşkın birçok adı var, tadını çıkarıyordu. Kan içmek veya içmemek umrunda değildi artık. Tek gayesi, onun yanında olmaktı. Ve hayatı paylaşmak... Fakat, lanet vurdu onları. Kabilesi yok olur, beraberinde de Rosalinda'yı götürürken koptu kalbinin ortasından büyük bir parça. Acı vurdu bedenini... İntikam ateşiyle harmanlandı ruhu ve Lûthien denen o aşağılık kadını öldürmeye ant içti. Görmek istemiyordu renkleri ki göremiyordu da artık. Nefreti muazzam boyutlara ulaşmıştı. Tanrıçası'na, kendine, hayatına ve Lûthien'e lanetler okudu, küfürler yağdırdı. Ve yaşamak zorunda kaldı her anını acısının.

Fakat, zevkini çıkarmak istiyor biraz olsun bu hayatın... Peşinde nefret ettiği kadının. Böylece de öyküsü bir kez daha başlamış oluyor. Tanınacak çok yönü yok aslında Cain'in ama, tanınacak çok yönü olacak. Yazdıkça geliştiriyorum onu. Yazdıkça onun hakkında bir şeyler öğreniyorum. Onu anlamanın en iyi yolu sıkıcı RP'Lerimi okumak olur sanırım. Önermiyorum. Ama ben anladıkça, anlatacağım. Anlatmaya devam edeceğim. Sevgiler...”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cain
Irklar Konseyi Başkanı
Irklar Konseyi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 46

MesajKonu: Geri: Cain.   Paz Tem. 18, 2010 11:57 pm

R P G Ü N C E S İ.

- Yapılan Repeler.
- Yapılmakta Olan Repeler.
- Roxanne, Cafe.
- Yapılması Planlanan Repeler.


En son Cain tarafından Ptsi Tem. 19, 2010 12:22 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cain
Irklar Konseyi Başkanı
Irklar Konseyi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 46

MesajKonu: Geri: Cain.   Ptsi Tem. 19, 2010 12:03 am

K A R A K T E R G Ü N C E S İ.

- İlişki milişki.

Spoiler:
 

-Güncemde yaptığım RP'lere yorum yapıp karakterimle yapmak istediğiniz kurguları paylaşarak, ilişkiler başlığına adınızı yazdırabilirsiniz. Yaptığım bütün RP'leri buradan takip edebilirsiniz. Güncede her yapılan RP'nin tarihinden saatine kadar kısa bir yazar notuyla birlikte bilgilendirme notları yazacağım. Flood'dan çok 'Bilgilendirme'. Evet.
Sanırım bu kadar.
Dişlerimin tadını çıkarın.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cain
Irklar Konseyi Başkanı
Irklar Konseyi Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 46

MesajKonu: Geri: Cain.   Ptsi Tem. 19, 2010 12:27 am

* 14 Temmuz, 2010.
* 11:03
* İlk RP'nin şerefine uzun bişiyler uydurdum sanırım.

* 15 Temmuz, 2010.
* 11:49
* Sıkıntıdan ölürken yazdım, çok çok uzun oldu, ben bile okurken sıkıldım. Ama karakterim hakkında epey bir ipucu veriyor zannımca.

* 16 Temmuz, 2010.
* 11:24
* Bu diğerlerine göre kesinlikle daha kısa ama hoş oldu. Yazarken yeteri kadar hissedemiyorum ama her şey sırayla. O da olur, buy da olur, şu da olur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Cain.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cain.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: God's Gamble : Revenge's Poisionous Game : :: RP Dışı :: GG GECMIS :: Karakter Kurguları-
Buraya geçin: