AnasayfaGiriş yapKayıt Ol





♦ God's Gamble yeni kadrosu ve temasıyla aktif hâle gelmiştir.

♦Toplu msn adresimiz group1062728@group sim.com dur.

♦Avatar boyutu 170x300'dür.

♦ Her üye öncelikle buraya başvurarak RP'sini puanlatmalı, daha sonra ise ırkına karar vererek rütbe seçimini yapmalıdır.

♦ Rütbe edinen üyelerimiz model seçimini yaparak karakterlerinin görünüşlerini belirleyebilirler.

♦Eğer Cadı veya Büyücü'yseniz buradan karakteriniz için bir özel yetenek sahibi olabilirsiniz


♦ Gelecek Postası


Büyücü dünyasından haberler.

♦ Ay Işığı
Vampir dünyasından haberler.

♦ Gizli Geçit
Elf dünyasından haberler.

♦ Dalgaların Fısıltısı
Aquarina Çalkalanıyor!



Ayın rol oyunu. Rol oyunu. {Isimler}

Ayın erkek rol oyuncusu. Isim - Rol oyunu.

Ayın kadın rol oyuncusu. İsim - Rol oyunu.

Ayın düşmanları. Isim & Isim - Rol oyunu.

Ayın çifti. IsimxIsim - Rol oyunu.

Ayın takımı. Isim. {link}




 







Paylaş | 
 

 Yıllanmış Şarap Gibi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Medusa Acheron
Antropolog
Antropolog
avatar

Mesaj Sayısı : 110

MesajKonu: Yıllanmış Şarap Gibi   Salı Tem. 05, 2011 1:08 am

Duvardaki panoya iğnelenmiş şatafatlı davetiyeye bakarken gülümsemekten alamıyordum kendimi. Fakat yüzüme yerleşen memnuniyet gülümsemesi değildi, tam aksine aklımdan geçen planların illegalliği vurmuştu dudaklarıma. Davetli listesinde Morpheus’un olduğunu biliyordum ve sırf bu yüzden davet edilmediğim bu partiye gitmem gerekiyordu. Benim için bir ilahtan daha ulaşılmaz, daha kıymetliydi o. Belki henüz ona doyamadan ayrıldığımız için böyle hissediyordum, bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu adamın ismini gördüğüm her yer benim için son derece önemliydi ve sırf o orada olacak diye böylesine özel bir partiye bile sızmayı göze alabilirdim. Yeter ki onu bir defa daha görebileyim.

Gözlerimi davetiyeden çekip dolabıma yürüyorum azametle. Şık, özel ve güzel olmalıyım; üstelik öyle doğal görünmeliyim ki davetsiz olduğum anlaşılmasın. Bunlar benim için basit noktalar. Güzel olduğumu biliyorum, özel birisi olduğumu ve her zaman şık olduğumu da çok iyi biliyorum. Partiye davetsiz girmeye gelince, en güzel partilerin davetsiz gidilen partiler olduğunu deneyimlerimden biliyorum. Bu gece en güzel partime gideceğimin de farkındayım. Yıllarca takip ettiğim, her hareketini bildiğim adamın karşısına çıkacak kadar güveniyorum bu gece kendime. Onunla beraberken ne zaman kötü vakit geçirdim ki bu günüm kötü geçsin?

Hayatımda belki de ilk defa bu kadar kararsızım hazırlanırken. Kısa zamanda yatağımın üzeri denenmiş kıyafet yığınlarıyla doluyor. Çoğunluğu frapan elbiselerden oluşuyor ve ben hepsinden sıkıldığımı düşünüyorum. Dikkat çekmeyi severim ve hiçbirisi yeterince ilgi çekici gelmiyor. Nihayet karar verebildiğimdeyse giyinmekle giyinmemek arasında kalmış durumdayım. Üzerime öyle kısa bir elbise var ki, rahatlıkla üst sanılabilir. Üstelik oldukça şeffaf, biraz daha kumaşa ihtiyacı varmış gibi görünüyor. Yine de bu şeffaflık beni rahatsız etmiyor. Vücuduma güveniyorum, beyaz tenim siyah kumaşın altında biraz sağlıksız görünse de tahrik edici göründüğünü biliyorum. Siyah dalgalı saçlarımı arkamda özgür bırakıp makyajımı da tamamladığımda hazır olduğumu düşünerek içimdeki elbiseyi gizleyecek diz üstü bir mont geçiriyorum üzerime. Kapıdakilerin bu manzarayı görmelerine gerek yok; sadece Morpheus için hazırlandım. Bu gece beni görebilme hakkına sahip olacak tek kişi o.

Partinin olduğu mekana giderken aklımda Morpheus var yalnızca, kendimi ona hazırlıyorum. Daha varmadan kokusunu burnumda duyuyorum. Uzun parmaklarının vücuduma dokunduğunu duyumsuyorum, Morpheus’un varlığını yanımda hissediyorum. Kapıya geldiğimde engelle karşılaşmamış olmak biraz hayalkırıklığına uğratıyor beni. Geceye eğlenerek başlamak hoş olurdu ama kapıdaki uyuşuk görevliler yalnızca köşesini gösterdiğim davetiyeyi yakından görme ihtiyacı bile hissetmeden içeriye girmeme izin veriyorlar. Kalabalığın birbirine karışmış kokusunun arasında Morpheus’u arıyorum. Kimisi tanıdığım, kimisi tanımadığım bir sürü vampirin kendilerine has kokuları arasında onun kokusunu ayırabileceğimi biliyorum. Aralarında dolaşırken derin soluklar alıyorum ve sonunda barın önünden geçerken aradığımı bularak duraksıyorum. Morpheus’un o tanıdık kokusu doluyor genizlerime, etrafıma umutla bakarken bir bar taburesinin üzerinde yalnız otururken görüyorum onu. Yüzüme hoşnut bir gülümseme yayılıyor bu defa. Buram buram güven kokan adımlarla yaklaşıyorum ona arkasından ve herhangi bir uyarı vermeden ensesine koyuyorum uzun parmaklı elimi. Elimi çekmeden görüş alanına giriyorum adamın ve öpecekmiş gibi yaklaşıyorum onun yüzüne, gözlerim mutlulukla parlıyor. “Dünya ne kadar küçük değil mi?” Davetin verildiği salona bakıyorum göz ucuyla; yüzümdeki gülümseme daha da yayılıyor “Onlarca yıl sonra bir davette karşılaşacak kadar küçük üstelik” Manidar bir kahkaha atıyorum ona bakarken.

_____________





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morpheus Leathra
Müzisyen - Gezgin
Müzisyen - Gezgin
avatar

Mesaj Sayısı : 253
Yaş : 27
Lakap : Morph

MesajKonu: Geri: Yıllanmış Şarap Gibi   Salı Tem. 05, 2011 2:43 am

    Tanrıçamızın bahşettiği mükemmel günlerden birine daha uyanmıştım. Uyanmak derken; mecazi anlamda tabii. Tek yaptığım şey, gece yarısını geçen vakitle beraber kendime gelmek ve saatlerce sürecek bir parti için kısaca hazırlanmaktı. Son zamanlarda çoğuna uğramamıştım doğrusu, her ne kadar birbirinden çeşitli zaman ve mekanlarda yapılmış olsalar da biraz kafa dinlemek iyi olmuştu benim açımdan. Böyle geçen aylardan sonra Sombre Demeure gibi güzel bir yerde bulunmak hoş olacaktı. Bunun içinse fazla gösterişli olmayan siyah beyaz bir takım elbiseyi üzerime geçirip oraya doğru yola çıktım. Zaten gösteriş benim bedenime doğuştan bahşedildiği için bunu fazladan süslerle vurgulamama gerek yoktu.

    Girişte beni tanıyan görevlilere gülümseyerek selam verdikten sonra içeri daldım. Klasik ama hoş bir partiydi bu. Oldukça şık bayanlarla dolup taşsa da içerisi, kendimi ortaya çıkarıp da ben geldim! şovu yapacak değildim. Bu yüzden en sessiz ve sinsi halime bürünüp başımı eğdim ve kalabalığın içinden hafif bir esinti gibi geçtim. Hafif kararmış bu güzel döşeli ortamı aydınlatan tek şey etrafa gelişigüzel yerleştirilmiş altın şamdanlardaki fildişi rengindeki mumlardı. Birkaç tanıdığın sesini ve kokusunu duysam da onları da görmezden geldim ve koyu ceviz ağacından yapılıp cilalanmış barın önüne ulaştım. Koltuklardan birine oturup yıllardır tanıdığım barmene göz kırptım ki her zamankinden getirsin bir duble. Gelen şarabı ufak ufak yudumlarken aniden hissettiğim hoş ürpertiyi tanır gibi olmuştum ki ensemde hissettiğim o güzel parmaklar, sahibinin tüm kimliğini ortaya çıkavermişti bilinçaltımdan. Medusa, mitolojideki aslına yakışır biçimde sıradışı ve bir o kadar da güzel mükemmel bir dişi vampir. Herkesten farklı kokusu ciğerlerime dolarken saniyeden de kısa bir sürede yüzünü bana yaklaştırmış gözleriyle benimkileri hapsetmişti anlık da olsa. “Dünya ne kadar küçük değil mi?” derken gözlerini kaçırıyordu yana doğru. Ben de bu arada onu süzmekten kendimi alamamıştım. Oldukça çekici, hatta mekandaki en çekici dişi olduğu su götürmez bir gerçekti. “Onlarca yıl sonra bir davette karşılaşacak kadar küçük üstelik” ve ardından gelen şehvetli bir kahkaha. Yoksa bunu uyduran ben miyim? Ondan ayrılalı kaç yıl olmuştu emin değildim. Elli mi, yüz mü? Lakin o an fark etmiştim ki özlemiştim onu. Hem de tüm varlığımın itiraf etmekten çekinmeyeceği bir şekilde. Hem bedenini hem de ruhunu özlemiştim. Ona dokunmak isteğime karşı gelmedim bu yüzden. Onun kahkahasının hemen ardından yüzümde oluşan gülümsemeyle ona yaklaştım. Elimle çenesine hafifçe dokunurken dudaklarımı da dudaklarına değdirdim ve saniyelerce, dolu dolu öptüm onu. Yıllar sonraki bu öpücüğün bana verdiği haz bambaşkaydı. Bu yüzden tadını çıkartmak için biraz uzatmıştım süreyi. Hem onu öperken kimseden çekinecek değildim. O da çekinmezdi; belki de tanıdığım en çılgın vampirlerden biriydi çünkü. Hiç kimseyi de umursamazdı. Belki beni bile.

    Saniyeler sonra, o güzel an sona erdiğinde istem dışı kapamış olduğum göz kapaklarımı aralayıp ona bakmıştım. Yüzümdeki gülümsemeyse hiç silinmemiş gibi geri gelmişti. "Böyle güzel bir tesadüfe neden olduğu için onun küçüklüğüne minnettar olmalıyız" dedim onu etkileyeceğine inandığım bir ses tonuyla. Elim çenesinden yavaşça yanaklarına, oradan da dalgalı ve parlak saçlarına kaymıştı. "Bu gecenin sürprizinin sen olduğunu bilseydim daha erken gelirdim" şimdi ben de ayaktaydım onun gibi. Müthiş kokusunu tekrar tekrar içime çekerken derinden bakan gözlerinden kendimi alamıyordum yine. İçimden bir ses bu gecenin müthiş geçeceğini söylüyordu.

_____________




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Medusa Acheron
Antropolog
Antropolog
avatar

Mesaj Sayısı : 110

MesajKonu: Geri: Yıllanmış Şarap Gibi   Salı Tem. 05, 2011 4:04 am

Aslında çok iyi tanıdığım o mavi gözlere bakmaktan alamıyordum kendimi. Sanki ilk defa karşılaştığım ve bir daha görme imkanım olmayan çok ama çok ilginç bir şeyi izlermiş gibi izliyordum onu. Fakat soluğunu yüzümde hissettiğim bu adama karşı duyduğum çekim öyle kuvvetliydi ki dilimi keskin dişlerimin arasına sıkıştırmış, onu öpme arzumu bastırmaya çalışıyordum. Başlarsam durmakta zorlanacağımı biliyordum çünkü. Morpheus bana aitken doyamamışken bedenine, yabancı olduğu şu günlerde herhangi bir öpücüğün bana yetmeyeceğini hissedebiliyordum. Fakat benden hızlı ve girişkendi karşımdaki adam. Tatlı gülümsemesiyle bana biraz daha yaklaşırken önce burunlarımız değdi birbirine. İri iri açtığım gözlerim bu ilk temasla birlikte kapanıvermişti birden bire, dokunmak görmekten kuvvetli bir duyguydu ve ben duyguların en kuvvetlisini yaşamak istiyordum. Dudaklarımın üzerindeki baskıyı hissettiğimde ilk defa ensesinde duran parmaklarım gerildi ve yüzünü avuçlarımın arasına aldım. Kokusu, dudakları ve vücuduma temas eden her noktası başımı döndürüyordu. Etrafımızda insanların olması umurumda değildi, benim için aslolan tek şey onlarca yıl sonra Morpheus’a dokunuyor olmaktı ve yerin ya da zamanın önemi yoktu.

Duraksadığını hissettiğimde tek gözümü açarak baktım ona. Dudaklarımı dudaklarından çekmemiştim hala ama öpmüyordum. Onu kendimden uzaklaştırmak en son isteyeceğim şeydi. Gözlerini açtığında ışıl ışıl gülümsemekten alamadım kendimi. Bu, gerçek bir gülümsemeydi ve ben çok uzun zamandır böyle gülümsemediğimden emindim. Morpheus’un tok sesini duymak heyecanlanmama neden oluyordu, üstelik söyledikleri… Beni nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyordu. Konuşması, ellerinin yanaklarımda ve saçlarımda dolaşması ayaklarımın yerden kesilmesine neden oluyordu ve bunu bildiğinden emindim. Morpheus zeki bir adamdı ve benden büyük olması onun birkaç adım önde olmasını sağlıyordu. Bundan şikayetçi miydim? Tabiki hayır. Beni zorluyor oluşu hoşuma gidiyordu.

Morpheus ayağa kalkarken boynundaki kollarımı çözmedim. Ona dokunmak hoşuma gidiyordu ve iltifatları yüzüme muzır bir ifadenin yerleşmesine neden olmuştu. “Dünyayı küçük yapan bizleriz, yeter ki küçültmek isteyelim.” Göz kırptım ve kulağına yaklaştım adamın “Bir dahaki sefere davetli listelerini ortada bırakmamalarını tembihle, yoksa sobelenmeye devam edersin.” Bir sır paylaşıyormuş gibi fısıldamıştım ama niyetim onu daha fazla kendime çekmekti sadece. “Üstelik herkes benim kadar iyi niyetli de değildir.” Tek kaşımı kaldırmıştım Morpheus’u takip ederken. Buraya sohbet etmek için gelmediğimi onun da bildiğine emindim. Beni tanıyordu ve geldim geleli yaptıklarımın hiçbirisi masumane hareketler değildi zaten. Yadırgamayacağını biliyordum, tutku ve şehvet bizim doğamızda vardı. Belki ikimizde biraz daha fazlaydı, o kadar.

Ona daha yakın olmak için bir bahane ararken yükselen melodi ilgimi çekmişti. Ellerini tuttum Morpheus’un ve sahneye doğru çektim onu. “Görüşmeyeli eğlenmeyi de mi unuttun? Bu müzik bizim için.” Vücudumu herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermeden yasladım onun vücuduna. Dans ederken ne kadar yakın olunabiliyorsa o kadar yakındık birbirimize. Göğsünün inip kalkışını kendi göğsümde hissedebiliyordum, gözlerimiyse ayıramıyordum gözlerinden. Yanında olduğum her dakika özlemimi katlıyordu sanki. “Yaşlanmışsın Morpheus, eskisi kadar kıvrak değilsin dans ederken. Belki sadece dansa has bir durgunluk değildir bu, kim bilir?” Dudakları kıvrılmıştı yeniden. Onu her şekilde kışkırtmak hoşuna gidiyordu.

_____________





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yıllanmış Şarap Gibi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yıllanmış Şarap Gibi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» AHMET SELİM-BAŞLADIĞI GİBİ BİTSİN...
» Cm Punk sakallarını eskisi gibi yapsın dienler?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: God's Gamble : Revenge's Poisionous Game : :: Vampir Dünyası :: GALATEA SEHRI :: Sombre Demeure-
Buraya geçin: