AnasayfaGiriş yapKayıt Ol





♦ God's Gamble yeni kadrosu ve temasıyla aktif hâle gelmiştir.

♦Toplu msn adresimiz group1062728@group sim.com dur.

♦Avatar boyutu 170x300'dür.

♦ Her üye öncelikle buraya başvurarak RP'sini puanlatmalı, daha sonra ise ırkına karar vererek rütbe seçimini yapmalıdır.

♦ Rütbe edinen üyelerimiz model seçimini yaparak karakterlerinin görünüşlerini belirleyebilirler.

♦Eğer Cadı veya Büyücü'yseniz buradan karakteriniz için bir özel yetenek sahibi olabilirsiniz


♦ Gelecek Postası


Büyücü dünyasından haberler.

♦ Ay Işığı
Vampir dünyasından haberler.

♦ Gizli Geçit
Elf dünyasından haberler.

♦ Dalgaların Fısıltısı
Aquarina Çalkalanıyor!



Ayın rol oyunu. Rol oyunu. {Isimler}

Ayın erkek rol oyuncusu. Isim - Rol oyunu.

Ayın kadın rol oyuncusu. İsim - Rol oyunu.

Ayın düşmanları. Isim & Isim - Rol oyunu.

Ayın çifti. IsimxIsim - Rol oyunu.

Ayın takımı. Isim. {link}




 







Paylaş | 
 

 Harna

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Morcar
Gaia Ajanı & Fair Game Sahibi
Gaia Ajanı & Fair Game Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 63

MesajKonu: Harna   Paz Tem. 03, 2011 7:23 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morcar
Gaia Ajanı & Fair Game Sahibi
Gaia Ajanı & Fair Game Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 63

MesajKonu: Geri: Harna   Paz Tem. 03, 2011 7:24 pm

    Gecenin abanoz karanlığı kendini tüm dünyevi sancısı ile çıka gelen gündüzün cılız ışınlarının taarruzuna bırakıyordu. Uyanan ormanın içinden bir siluet misali çıka gelen bedene çarpan toprak kokulu esinti dağların arkasından parıldayan güneşi selamlıyordu. Morcar yavaş adımlarla ilerken esinti kulaklarında yüksek sesle şarkılar söylüyordu. Ufuk çizgisinde yok olan lacivert ve mor tonların yerini ürkütücü bir turunculuk kaplamaya başladığında Morcar’ın gözlerin içindeki parıltıları etrafa sunmuştu. Cılız ışınların sönük sıcaklığı gecenin geride bıraktığı soğukluk arasında kıvılcım misali parıldayıp ortadan yok olurken bacakları yavaş ve emin adımlarını atarken kasılıp gevşiyordu. Ormanın içinden düzlüklere doğru arşınlayan Morcar, kararsızlığın verdiği bir ifade ile yüz hatlarına kararsızlık kırışıklıklarını hediye etmişti. Belirsizliğin bozuk senfonisi eşliğinde adımlarını düzlükte arşınlamaya devam ediyordu. Güneşin cılız sıcak ışınları yüz hatlarındaki kırışıklıklar ile buluştuğunda adımları ani bir şekilde durmuştu. Çiğ düşmüş otların içindeki ıslaklık pantolonu ile birliktelik kurarken gözlerine inen anı ile birlikte buğulu bir şekilde selamlamıştı.

    “Bu iş için uygun muyum Feä?”
    “Uygun olmasaydınız sizi seçmezlerdi efendim. Ayrıca bu Mormegil ailesi için büyük bir saygınlık demek.”
    “Haklısın. Yardım edebilirim.”
    Masaya yerleştirilen kristal tabakların şangırtısı eşliğinde Morcar’ın gözleri ile buluşan alaycı gözlere eşlik eden porselen rengini anımsatan tene sahip dişi elfin yüz hatlarına gözlerindeki bakışı süsleyen içten gelen bir alaycı gülümse yerleşmişti. Güneşin elf diyarını terk eden ışınlarının son demetlerini yamaca kurulan mimarinin tüm hatlarını döverken Morcar anlamsız bir şekilde gökyüzünü seyrediyordu. Aklında bir çok kelime bedeninde sükunetli bir şekilde gezinirken dudaklarına çarpan serinlik onları kurutmaya başlamıştı. Hayata yeni başlayan bir beden olmanın verdiği eziklik içerisinde yüz hatlarına birkaç saniye önce söylediği sözcüklerin saçma olduğunu belirten bir tebessüm yayıldığında büyük el işi ile yapılmış sur kapısını anımsatan kapının gürültü bir şekilde açılması ile gözlerini oturduğu balkondan aşağıdaki avluya dikti. Masanın sağ tarafına doğru huzursuzca hareket eden bedeni avludan yayılan çiçek kokularını duyduğunda ciğerlerine doldurduğu havanın içindeki mayhoş tat ile birlikte gözleri avluya gelen atın üstündeki yeşil pelerinle bezenmiş olan bedendeydi. Atın nalları avludaki taşlara büyük bir yankı yapacak takırtılar hediye ettiğinde başka bedenlerin endişeli bedenleri atlı bedenin arkasından avluyu doldurmuştu. Adımları avlunun içinde yankılanırken hepsinin bir arada düzenli bir şekilde ilerlediğinde gördüğünde oturduğu yerden hızlıca kalkmıştı. Adımları sert ve endişeli bir şekilde taşlı zemini arşınlarken köşke dolan sükunetin kasvetli sıkıntısı kalbinin üstünde belirmeye başlamıştı. Beyaz taşlarla yapılmış merdivenin dolambaçlı yolundan hızlıca geçerken bedenini avlunun içinde gösterdiğinde bir çok gözün bedeninde iğneleyici bakışları ile sarsılmıştı. Atın üstünde galip bir mağripli eda ile avlunun içinde yükselen beden kum sarısı rengi yıllanmış derisi ile kaplı kemikli elleri ile kafasının üstündeki yeşil kukuletayı geriye doğru yavaşça açmıştı. Onu selamlayan sert yüz hatları arasındaki siyah gözler karşında bir anda afallamıştı. Yukarıdaki bedenin şaşkınlıktan balkondan aşağıdaki avluya düşürdüğü tabağın kırılma sesi tüm vadideki sükuneti bir anda ortadan kaldırdığında, atın üstündeki bedenin yüz hatlarına karışan tebessüm ile siyah gözlerini aşağıya doğru devirdiğinde saç bulunmayan kafasına çarpan güneş bir anda orada parlak bir renge ulaşmıştı. Yıllanmış ve kırışmış yüz hatlarındaki bir çok yaranın etraftaki bedenleri selamlarken avludaki askerlerin dudakları arasından huzursuz dolu fısıltılar Morcar’ın kulaklarını selamlamıştı. Sükunet, etrafta kasvetli bir biçimde dolaşmaya başladığında atından inen beden beyaz taşlı avluda arşınlamaya başladığında yere değen yeşil pelerinini ayakkabısının uçlarına dokundurarak peşinden gelmesini sağlıyordu. Morcar’a doğru yaklaşırken balkondaki beden huzursuz bir şekilde kıpırdanmıştı. Morcar şaşkınlığın verdiği anlamsızlık içinde mantığını kaybetmişken aklında dolaşan sözcüklerin ağırlı içinde bedenine acı bir kasıntının hediye edilişini izliyordu.
    “Efendi Banebdjetet…”
    “Evlat inan bana ‘efendi’ sıfatını son üç yüz yıldır kullanmıyorum.”
    “Ben… şey… köşkümde askerlerinizle bizi onurlandırışınızın şaşkınlığı içerisindeyim.”
    “Ben sadece seni görevin için tebrik etmeye geldim evlat. Şayet bu kadar genç bir elfe verilecek büyük bir onur bu.”

    Grimsi bir bulutun içinde beliren anıyı ortadan kaldıran kulaklarında çalan yüksek sesli bozuk melodiyi bozan tiz bir ses olmuştu. Kulaklarına ulaşan sese doğru başını çevirmek istediğinde sol omzuna arkadan giren okun, etlerini parçalarken çıkarttığı sesler kulaklarında zonklamaya başladığında bedenine yayılan büyük acı hissi ile dizlerinin üstüne istemsizce çökmüştü. Sol omzundan sol koluna doğru akmaya başlayan sıcak kırmızı sıvı güneşin gökyüzünde galip bir eda ile yükselişini selamlamıştı. Sıcaklık kolunda ufak bir dere oluşturarak parmak uçları aracılığı ile toprağa damlıyordu. Birkaç damla huzursuz kıpırdanışın ardından yeşillerin arasına karışmıştı. Yeşil tonların arasında hain bir gülümseyiş gibi parıldayan kırmızılığın içine giren güneş ışığının kırılıp etrafta başka renklerin oluşmasına sebebiyet yaratmış gibiydi. Bedenine yayılan acı hissi ile birlikte sağ şakağında beliren damarın arasından alnında oluşan tuzlu damlacıklar sükunetli düzlükleri selamlıyordu. Bedeninde acıya eşlik eden öfke hissi ile aklında beliren bir çok cümle öbeğini umursamamaya çalışıyordu. Sağ eli okun saplandığı bölgeye yaklaştığında kasılan bedeni acı hissini katlamıştı. Umursamadan oku kırarak bedenini yüz üstü çayırlara hediye etti. Yüzü toprağa ulaştığında acının yarattığı sıcaklığın arasında bedenini serinleten bir his parmak uçlarından bedenine yayılmaya başlamıştı. İçinde kalan okun baş kısmı her huzursuz kıpırdanış ile birlikte içine girmiş olduğu etleri biraz daha parçalıyordu. Acı ile birlikte sabahı selamlayan Morcar toprak kokusu altında torağın üstündeki endişeli ayak seslerini duyunca tehditkar bir şekilde doğrulmaya çalıştı ama bunu başaramadan sırt üstü bir kez daha kapaklandı. Gökyüzüne dönen gözleri bulutları selamladığında endişeli bir fısıltı kulaklarında zonklamıştı. Aklında beliren tek cismani düşünce bulut “Bana bunu yapan kim?”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Harna
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: God's Gamble : Revenge's Poisionous Game : :: Elf Dünyası :: ANDLAT KASABASI-
Buraya geçin: