AnasayfaGiriş yapKayıt Ol





♦ God's Gamble yeni kadrosu ve temasıyla aktif hâle gelmiştir.

♦Toplu msn adresimiz group1062728@group sim.com dur.

♦Avatar boyutu 170x300'dür.

♦ Her üye öncelikle buraya başvurarak RP'sini puanlatmalı, daha sonra ise ırkına karar vererek rütbe seçimini yapmalıdır.

♦ Rütbe edinen üyelerimiz model seçimini yaparak karakterlerinin görünüşlerini belirleyebilirler.

♦Eğer Cadı veya Büyücü'yseniz buradan karakteriniz için bir özel yetenek sahibi olabilirsiniz


♦ Gelecek Postası


Büyücü dünyasından haberler.

♦ Ay Işığı
Vampir dünyasından haberler.

♦ Gizli Geçit
Elf dünyasından haberler.

♦ Dalgaların Fısıltısı
Aquarina Çalkalanıyor!



Ayın rol oyunu. Rol oyunu. {Isimler}

Ayın erkek rol oyuncusu. Isim - Rol oyunu.

Ayın kadın rol oyuncusu. İsim - Rol oyunu.

Ayın düşmanları. Isim & Isim - Rol oyunu.

Ayın çifti. IsimxIsim - Rol oyunu.

Ayın takımı. Isim. {link}




 







Paylaş | 
 

 D a r k G r e e n

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leilatha Naelgrath
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Lakap : Lei

MesajKonu: D a r k G r e e n   Cuma Haz. 24, 2011 1:55 am

    RP Yeri: Sycamore Parkı
    RP Tarihi: Akşam üzeri
    Katılacak Kişiler: Leilatha Naelgrath & Earion
    Kurgu Özeti: İki okul arkadaşı yıllar sonra karşılaşırlar ve okuldan sonraki hayatlarını birbirlerine anlatmaya başlarlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leilatha Naelgrath
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Lakap : Lei

MesajKonu: Geri: D a r k G r e e n   Salı Haz. 28, 2011 1:53 pm

    Yavaş yavaş yürüyordu sarışın Elf kızı, aklındaki binbir türlü soruyu yürüdükçe yola saçıyordu. Zihninde kalsın istemiyordu, belki şimdilik kurtulacaktı onlardan ama yine de biraz olsun kurtulmak rahatlatacaktı. Castries Meydanının göbeğinde adımlarını hızlandırmaya başlamıştı, dört ırkında okulların bulunduğu büyülü alanın tam ortasında dört tanrıçanın da heykelleriyle süslenmiş Dilek Çeşmesi'ni çocukluğundan beri çok severdi Leilatha. Heykellerin karşısına geçip Tanrıça Quietus'un güzelliğini izlerdi. Tanrıçalar arasında en güzel olanına sahip olmak Leilatha için gurur kaynağıydı. Çeşmenin önünden geçerken durdu ve tanrıçasına hayranlıkla bakıp içinden iltifatlar yağdırmaya başladı. Dinine düşkünlüğünü bazı aile fertleri sevmese de o böyleydi, bunu değiştiremezdi kimse. Anne ve babasının çocukluğundan beri ona verdiği öğütler onu tanrıçasına ve ırkına bağlı bir Elf yapmıştı ve bundan da hiçbir zaman şikayetçi olmamıştı. Irkçılığı sevmezdi aslında ama kana susamış vampirleri pek sevdiği söylenemezdi. Aslında onları bu yüzden suçlayamazdı. Her ırkın kendine has özellikleri vardı, neden kan içiyorsunuz diye bir soru fazlasıyla saçma olabilirdi. Bu düşüncelerinden dolayı ailesinden tepki yese de böyle düşünüyordu. Irkçılık yok...
    Derin bir nefes alıp ilerlemeye devam et, biraz ilerideki Sycamore parkını çok severdi Elf kızı. Çocukluğunda babası onu hep buraya getirirdi. Parkın salıncaklarını gördüğünde geçmiş havuzuna keskin bir dalış yapardı Leilatha. Buradaki kahkahalarını hiç bir zaman unutmayacaktı, aynı zamanda burası onun için bir ilke adım attığı bir yerdi. Diğer ırkları ilk burada tanımıştı, onların simasını ilk burada süzmüştü. Çocukluğunda aşırı sessiz olması mıdır buna sebep olan bilinmez ama vampirlerin o keskin dişlerini gördüğünde korkması sadece iki günlüktü. Ve sonrasında daima yanında olan Earion korkmamasını söylemişti. Ah Earion... Kim bilir nerelerdeydi, özlemişti onu. Çocukluğunu hep onun yanında geçirmişti. Bazı erkeksi tavırlarını ondan kapmıştı, onun sayesinde bu kadar iyi ok atıyordu. İlk savaşı da onunla birlikte olmuştu. Bu park bir ilke tanık olmuştu ama Earion'un ruhu ve bedeni Leilatha'nın bir sürü ilkine tanık olmuştu. Eski günler aklına gelince dudakları hafifçe kıvrılırdı şimdi olduğu gibi. Geçmiş havuzundan çıktığında kendini parkta bulmuştu, gözüne kestirdiği ilk banka oturup salıncakları izlemeye başladı. Çocukluk...çocukluğa her zaman özlem duyardı bu Elf kızı.

_____________





    clytie'nin de leilathan'ın da takımını yapan güzeller güzeli Büşra'ya mucx!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Earion
Kılıç Ustası
Kılıç Ustası
avatar

Mesaj Sayısı : 146
Yaş : 27
Nerden : İzmir
Lakap : İspanyol

MesajKonu: Geri: D a r k G r e e n   Salı Haz. 28, 2011 3:26 pm

Dream

"Aç gözünü Earion." beyazlar içindeydi ve Helria'nın soluk alış verişi düzensizdi. Earion'un yarı açık gözleri, onun gözlerine bakmaya çalışıyordu. Söz vermişti. Babasının maneviyatını koruyacağına söz vermişti ve bunu başarmalıydı. Babasının ona bıraktığı kılıcı vampirlerden aldığı zaman huzura ereceğini biliyordu. Helria, onu kollarının arasına almış ve başını dik tutmaya çalışmaktaydı. Az önce vampirlerle girdiği çetin mücadelede büyük bir yara almıştı. Helria, kız kardeşiydi ve savaşta kendisini öldürerek ruhunu göklere teslim edip gitmişti bu diyardan. Earion, şimdi gülümseyerek onun gözlerine bakıyordu. O da gülümsemeye başlamıştı. "Gitme vakti çocuk." ses bu sefer çok uzaklardan gelmişti sanki. Neler olduğunu anlayamıyordu. Başının altındaki kolları yavaşça hissizleşiyordu ve beyazlar içinde kayboluyordu gözlerinden. "Gitme." diye mırıldanabildi son anda fakat, geç kalmıştı yine. Helria'nın gözden kaybolması bir kaç saniye almıştı...

Present

Gözlerim uyku sonrası sersem bir vaziyette açılmıştı. Her gün rüyalarımda gördüğüm kız, bugün biraz daha büyümüştü sanki. Bana güç veriyordu ve babamın kılıcını bulmam için yol gösteriyordu. Eşsiz 'Liádon Kılıcı' ... Babam onu bana bıraktığında bu hayattan manevi bir şekilde gitmişti. Çok yaşlandığı ve bu hayatta artık yapacak bir şeyi kalmadığı için gitmişti. Kardeşime kalkanını, banaysa kılıcını bırakmıştı. Helria, kalkanı saklayıp manevi değerini üzerinde hissetmeye karar vermişti ve kimseye kalkanın nerede olduğuna dair bir şey söylemeyerek bu hayattan gitmişti. Ben, onun gibi yapmamış ve babamın kılıcıyla savaşmaya başlamıştım. Kılıç, beni büyülemişti. Sonradan anladığım kadarıyla benim gibi, savaştığım vampirleri de büyüleme yeteneğine sahipti kılıç. Savaş sırasında kılıcı elimden düşürdüğüm vakit, Jarcin adındaki vampir onu alıp uzaklaşmıştı. Çok sonralarda onun izini sürdüğümde, demirci bir vampir olarak Eldoxia'da yaşadığını fakat, benim onu bulmamdan üç yıl önce öldüğünü duymuştum. Bir oğlu vardı ve babasının mesleğine devam ediyordu. Kılıca çok yaklaşmıştım...

"Ben çıkıyorum ihtiyar." babamın eski dostlarından Rafnald ile birlikte yaşıyordum. Bana kılıcı bulmam konusunda yardım edebilecek nadir kişilerdendi. Rafnald'ın bilgisi ve yaşamışlığı çok fazlaydı. Gezgin bir elf olarak savaş meydanlarında, vampir ve diğer ırkların diyarında hayatını geçirmişti. Bilmediği kasaba yoktu. Efsanelerle anlatılacağına şüphem yoktu Rafnald'ın. Üzerime ceketimi giyip kapıya doğru giderken, "Bugün Castries Meydanı'na git evlat. Sana iyi gelecektir." demiş ve başka bir şey söylemeden içeri girmişti. Castries Meydanı, küçüklüğümü geçirdiğim yerlerdendi ve eski dostlukların anıları orada yatıyordu. Arada gidip dolaşır ve huzur bulurdum fakat, gerçekten gitmeyeli uzun zaman olmuştu. Rafnald'ın içeri girdiği kapıya baktım ve gülümsedim. Yaşlı adam beni huzursuz görmüş olmalıydı. *Sağol ihtiyar.

Sakin ve yavaş adımlarla Castries Meydanı'na varmıştım. Küçük bir yerdi ve etraf yemyeşildi. Yaseminlerin kokusu altında yürümek mutluluk veriyordu buradakilere. Küçük çocuklar koşturup duruyorlardı ve buradaki herkesin ortak özelliği mutluluktu. *Saf mutluluk... Bir zamanlar bizde burada oyunlar oynayıp şarkılar söylerdik ve o zamanlar herkes daha mutluydu. Yıllar öncesiydi, güzeldi. Leilatha, Helria, Fiadór ve ben. Dört yakın arkadaş burada koşturup dururduk. Birbirimizle vakit geçirmek yaptığımız ve bildiğimiz tek şeydi o zamanlar. Şimdi, hepimiz ayrı yerlerdeyiz ve birbirimizden uzaklarda yaşam savaşı veriyoruz. Her yerde bitmek bilmeyen bir savaş boy gösterdi ve eski çocukluk günlerinden eser kalmadı şimdilerde ama, Castries Meydanı hala eskisi kadar güzel ve huzurlu... Sycamore Parkı'na doğru yürümeye başlarken, adımlarım biraz olsun hızlanmıştı. *Bizim yerimiz dediğimiz yere doğru gidiyordum. Küçükken yorulduğumuzda biraz dinlenmek için ve yasemin kokularını daha iyi duyabilmek için oturduğumuz yeri kastetmiştim. Adımlarım Sycamore Parkı'na yaklaştığı sırada o yerin dolu olduğunu görmüştüm. Dalgalı, sarı saçlı, uzun boylu bir elf kızı oturmuş koşan çocukları izliyor ve etrafı inceliyordu. Onun da benim gibi biri olduğunu ve buraya özlem gidermeye geldiğini düşünerek yanına doğru ilerledim ve yanına oturdum. Kız, önce bana bakmamıştı. Ben onu iyice incelediğimde gözlerim açıldı ve dudaklarıma ufak bir gülücük oturuverdi. "Lei..." diyebilmiştim sessizce.

_____________




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leilatha Naelgrath
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
Bitkibilim Profesörü - Aurecela Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Lakap : Lei

MesajKonu: Geri: D a r k G r e e n   Ptsi Tem. 11, 2011 7:39 pm

    "Lei..."
    İşittiği sesin sahibine bakmadan önce ses tonunu incelemeye koyulmuştu. Daha önceden de duymuştu sanki bu sesi. Evet, evet duymuştu. Yüz ifadesinin değiştiğini hissederek sesini işittiği bedene döndü ve gözleri açıldı. Az önce ruhunun ortaya saçtığı isimin sahibi yanındaydı. Her zamanki gizemli havasıyla dikkat çekiyordu. Elini Earion'un yüzüne yaklaştırdı, gerçek olduğuna inanmak istiyordu. Çok özlediğinden dolayı hayal görmek Leilatha'nı fazlasıyla etkilerdi. Eli Earion'un yüzüne yaklaştıkça nefesini hissedebiliyordu. Yüzünü eliyle okşadıktan sonra derin bir nefes aldı. Karşısındaki Earion'du. Çocukluğunun kahramanı... Hafifçe güldü şaşkınlığı biraz olsun dinmişti. Sarı saçlarını geriye attı.
    "Uzun zaman oldu."
    Sadece bu cümleyi dökmüştü ortalığa, gerisini getirmemişti daha doğrusu getirememişti. Dudaklarındaki gülümseme hiç geçmeyecek gibi duruyordu yani Leilatha öyle hissediyordu. Yıllar sonra bu adamla karşılaşmak gerçekten harikaydı. Çocukluğunda ona hayrandı ve Earion bunu hala bilmiyordu. İlk ok atışında elini tutuşu Leilatha'nın o küçücük kalbini havaya fırlatmıştı. Gülümsemesi biraz daha genişledi. Çocukluk diye nitelendiriyordu biraz da utanıyordu aslında. Dostuna o gözle bakmak, ama hayır küçüktü o zamanlar. Eskiden bu parka gelirlerdi, tam burada oturup etrafı seyrederler ve insanları gözlemlerdi. Bazen onlarla dalga geçtikleri bile olurdu. Aslında bunu hep Lei yapardı. Grupta yaramaz cadı niteliğini taşıyan sadece Lei vardı ve hala büyüdüğünü hissetmiyordu. Profesör olmuştu olmasına ama ruhunda hala yaramazlık barınıyordu. Öğrencilik hayatında koştuğu koridorlarda ciddiyetle yürümek zorundaydı. Bunu tam anlamıyla yapmasa da... Ah neyse şimdi Earion'u bulmuştu ve geri bırakmaya hiç niyeti yoktu.
    "Evet evet, uzun zaman oldu. Nerelerdesin, ne yapıyorsun bilmiyorum. Yüce Quietus'a şüküler olsun ki seninle karşılaştım Eron."
    Küçük bir kahkaha attı. Ona Earion dediğini pek hatırlamıyordu hep Eron diye hitap ederdi. Babasının anlattığına göre küçükken Earion diyemezmiş Lei, daha sonra diyebildiği halde Earion dememiş. Ona Eron deyince daha yakın olduğunu hissediyordu.

_____________





    clytie'nin de leilathan'ın da takımını yapan güzeller güzeli Büşra'ya mucx!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: D a r k G r e e n   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
D a r k G r e e n
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: God's Gamble : Revenge's Poisionous Game : :: ESTROVAN :: CASTRIES MEYDANI :: Sycamore Parkı-
Buraya geçin: